Engin Aydın arşivine ait olan tarihi fotoğraftaki yüzler açıklığa kavuştu.Kim tarafından çekildiği bilinmeyen siyah beyaz fotoğrafın 1934 yılında Yaylanın Soğuksu mevkiinde çekildiği belirlendi. Fotoğrafta 13'ü çocuk 27 kişi objektife poz veriyor. Piknik yaptıkları anlaşılan grubun tümü erkek, sadece at üzerindeki çocuk kız. Fotoğraftaki bazı çocuklar halen hayatta. Dönemin yaşantı biçimine ışık tutacak kimi eşyalar göze çarpıyor. Dernek yöneticileri, tarihi fotoğraftaki portrelerin izini sürdü ve yapılan soruşturma sonucunda çoğunun kimliği belirlendi. Fotoğraf üzerindeki numaraları aşağıdaki listeyle karşılaştırarak isimleri bulabilirsiniz. Fotoğrafta 27 kişi olmasına rağmen, bazı kişilerin yüzü tam görünmediği için listeye alınmadı ve alınanların tümünün isimleri de belirlenemedi. Bu fotoğrafta sizin de tanıdıklarınız varsa, lütfen numarası ile birlikte editöre mesajla iletin, boş satırları tamamlayalım.
Daha büyük versiyonunu görmek için fotoğrafın üzerine tıklayınız.
Haticeoğlu Osman Rum arkadaşı Çiloğlu'nu ağırlıyor
Fotoğrafta sol baştaki çocuk olan Ali Yılmaz ve Caner Aydın'ın verdiği bilgilere göre, fotoğrafın hikayesi de netleşti. Fotoğrafta 6 numaralı kişi Trabzon Rum eşrafından Çiloğlu, Haticeoğlu Osman'ın yakın dostudur. O günkü piknik de Çiloğlu onuruna verilen bir ağırlama yemeğinin ardından çekilmiş.
Haticeoğlu Osman'ın torunu 68 yaşındaki İsmail Akbulut'un aktardığına göre, dedesiyle Rum esnaf Çiloğlu yakın arkadaştılar. İsmail Akbulut şöyle anlatıyor: "Çiloğlu Trabzon'da Boztepe'de ikamet eden, Kemeraltı ya da Semerciler Çarşyısında dükkanları olan ileri gelen bir kişiymiş. Derken bir gün ayrılık vakti gelmiş. Rumlar Yunanistan'a göçerken, Çiloğlu babama demiş ki "Ev ve dükkanlarımı sana bırakayım, dönersem benim malım, dönmezsem senin malın olsun." Fakat dedem kabul etmedi. Bunun bir nedeni de, sahil kesimindeki sıtma hastalığı idi. Karadeniz'de yerleşmelerin genellikle yüksek yerlerde oluşunun nedeni oralarda sıtma olmamasıydı. Sıtma o zamanlar tedavisi henüz olmayan bir hastalıktı. Meksila'dan aşağı geçince hep bataklıktı." |
|